20 Ağustos 2014 Çarşamba

Sözde Halkın Takımı

Fenerbahçe'nin, ders veren tarihini ve gurur duyulacak mazisini; dedelerimizden, babalarımızdan, ağabeylerimizden dinledik. Büyük kulüp olmak; 'aldığın kupa sayısı değil, sahip olduğun değerlerdir' diye öğrendik. Hep hayallerimizde canlandırdık o günleri.. Bizler daha fazla sahipleneceğimize, o günleri kendimizden hızla uzaklaştırdık. 


O tarihi ve gururu bizlere yaşatanların yerlerine gelenler, bu değerleri zamanla yok ettiler. 'Halkın takımı' söylemi, sadece sözlerde kaldı, gerekli çaba sarfedilmedi. Daima kolaya kaçıldı. 3 Temmuz süreci biraz olsun bizlere değerlerimizi hatırlatsa da, bu birazdan ileri gitmedi.

Son zamanlarda takımlara, stadyumlarda gerekli desteğin verilmediği söyleniyor. En az  80-100 lira(Fenerbahçe için) bilet parası verenlerin çok büyük kısmı takıma maç esnasında destek vermiyor. Onlar için stadyuma gelmek, haftasonu eğlencesi olmaktan başka bir şey ifade etmiyor. Sonuç olarak futbol burjuva kültürünün esiri oluyor.

Lig maçlarını bırakın, hazırlık maçları da dahil fahiş bilet fiyatları uygulanıyor. Maçlar boş tribünlere karşı oynanıyor. Hazırlık maçlarını ulusal yayınlardan izleyemiyoruz. İzlemek istiyorsak her ay belli bir ücret karşılığında dekoder almamız gerekiyor. Durum öyle vahimleşti ki; tüm maçları izlemek istiyorsak, evimizde birden fazla dekoderimiz olmak zorunda. Kulüp televizyonunda pek bir işe yaramadığı farkediliyor.

2012/13 sezonunda UEFA Avrupa Ligi çeyrek final ve yarı final maçlarının biletleri 100 lira+hizmet bedeliydi. Bu kadar pahalı olmasının nedeni şu şekilde açıklanıyor; çeyrek final öncesi iki tur cezalıydık. Ne ara bu seviyelere düştüğümüzü farkedemiyoruz. Bunun benzeri örneklerini çoğaltabiliriz.
Fenerium'lara bakıyoruz. Çoğu zaman sadece bakıp çıkıyoruz.. Bir formanın 140 lira olması kabul edilemez! Asgari ücretin 1000 lira bile olmadığı ülkede formanın bu kadar pahalı olması saçmalıktır. Diğer lisanslı ürünlerin ne kadar pahalı olduğu, kalitesinin de bir o kadar başarısız olduğu aşikardır.

Liglerinde kendini halka yakın hisseden kulüpler gerek maç biletleri gerekse lisanslı ürünlerle kendini farkettiriyorlar. Bu sene İngiltere Premier Lig'in yayın ihalesi uçuk bir fiyatla sonuçlanınca, West Ham United yönetimi maç bilet fiyatlarında indirime gitti.

Yöneticiler yıllarca kulüp adına yaptıkları borçları taraftara yansıtamazlar.  van Persie, Nani transferlerinden dolayı hepimiz heyecanlandık ama bunun maliyeti aynı şekilde taraftara yansıtılmamalıydı.  Bu uygulamalar yoksul kesimi, yoksul kesimin sporu olan futboldan, futbol stadyumlarından uzaklaştırır. Kulübün değerleri her futbolcudan, her isimden daha önemlidir.


Bir kulübün sahibi her zaman taraftardır ve taraftar daima kulüp adına söz sahibi olmalıdır. 

19 Temmuz 2014 Cumartesi

Boş Tribünler

Futbolun dünyadaki patronu FİFA ve Avrupa’daki söz sahibi UEFA sürekli futbolun dünyada yayılması, gelişmesi, daha çok izleyici kazanılması ve futbolun dünyadaki en önemli spor olması için çalışmalar yapıyor. Dünyada milyarlarca insanın izleyip, takip ettiği futbolun değeri haliyle milyar Euro’ları geçiyor ve bu doğrultuda FİFA ve UEFA için izleyici, seyirci, taraftar demek müşteri, yani para demek oluyor.


 Futbol taraftarla güzeldir. Taraftar; küfürsüz tezahüratla, takımına karşılıksız bağlanmakta ve sahaya yabancı madde atmamakla güzel ama tribünü yaşayan insanlar için daha önemli unsurlar var; pankart, koreografi ve meşale...

 Futbolun boş tribünlere oynanmasına karşı olduğunu ve bunun ortadan kalkması üzerine çalışmalar yaptığını dile getiren UEFA, kendi düzenlediği bir organizasyonda hiç çekinmeden taraftarsız maç oynama cezası verebiliyor. Nedeni ise tribünün içinden olan bir kişiye trajikomik geliyor: Meşale!


 Taraftara müşteri gözüyle bakan zihniyetten açıkçası fazla bir şey beklememek gerekiyor. Bu zihniyetteki insanlar yüzünden günümüz futbolu, endüstriyel futbola göz göre göre teslim oluyor. Bizler de bu sistem içerisinde ister istemez müşteri oluyoruz. Gönül verdiğimiz renkleri reklamlar içinde izliyoruz.

 Boş tribünlere karşı oynanan futboldan ne sahada oynayan futbolcu zevk alır ne de TV’den izleyen izleyici.. Nitekim de araştırmaların sonucu, sokaklarda konuşulanlar söylediklerimizin doğruluğunu kanıtlıyor.


 Sahada, arkasında itici bir güç olmadığını bilen  bir futbolcu.. Sahada konuşulanların TV’den duyulmasından şikayetçi olan bir izleyici vs vs… Bunlar üst üste konulduğunda futboldan soğuma başlayabiliyor.

 FİFA ve UEFA ne kadar yasaklarsa yasaklasın, taraftarsız maç oynama cezası versin vermesin. FENERBAHÇE TRİBÜNLERİ  taraftarsız maç oynama cezası olan bir maçta bu kurumların meşalenin önüne geçemeyeceğini gösterdi. Bu görsel şov bütün dünya basını tarafından yayınlandı ve tribün kültürünü yaşayan, yaşamak isteyen herkesten övgü dolu sözler aldı.


 “Futbolu önemsiyoruz” sloganıyla yola çıkan UEFA’nın, futbolu güzelleştiren, futbolun sevilen yanı olan tribünlere en azından bundan sonra bu tür yasakların kalkdırılmasını ve daha esnek davranılmasını ümit ediyoruz. Bizleri gönül verdiğimiz renklerden ayırmaya kimsenin hakkı yok !


Unutulmamalı  ki “FUTBOL TARAFTARLA GÜZELDİR”.