Fenerbahçe'nin, ders veren tarihini ve gurur duyulacak
mazisini; dedelerimizden, babalarımızdan, ağabeylerimizden dinledik. Büyük
kulüp olmak; 'aldığın kupa sayısı değil, sahip olduğun değerlerdir' diye
öğrendik. Hep hayallerimizde canlandırdık o günleri.. Bizler daha fazla
sahipleneceğimize, o günleri kendimizden hızla uzaklaştırdık.
O tarihi ve gururu bizlere yaşatanların yerlerine
gelenler, bu değerleri zamanla yok ettiler. 'Halkın takımı' söylemi, sadece
sözlerde kaldı, gerekli çaba sarfedilmedi. Daima kolaya kaçıldı. 3 Temmuz
süreci biraz olsun bizlere değerlerimizi hatırlatsa da, bu birazdan ileri
gitmedi.
Son zamanlarda takımlara, stadyumlarda gerekli desteğin
verilmediği söyleniyor. En az 80-100
lira(Fenerbahçe için) bilet parası verenlerin çok büyük kısmı takıma maç
esnasında destek vermiyor. Onlar için stadyuma gelmek, haftasonu eğlencesi
olmaktan başka bir şey ifade etmiyor. Sonuç olarak futbol burjuva kültürünün
esiri oluyor.
2012/13 sezonunda UEFA Avrupa Ligi çeyrek final ve yarı final maçlarının biletleri 100 lira+hizmet bedeliydi. Bu kadar pahalı olmasının nedeni şu şekilde açıklanıyor; çeyrek final öncesi iki tur cezalıydık. Ne ara bu seviyelere düştüğümüzü farkedemiyoruz. Bunun benzeri örneklerini çoğaltabiliriz.
Fenerium'lara
bakıyoruz. Çoğu zaman sadece bakıp çıkıyoruz.. Bir formanın 140 lira olması kabul
edilemez! Asgari ücretin 1000 lira bile olmadığı ülkede formanın bu kadar
pahalı olması saçmalıktır. Diğer lisanslı ürünlerin ne kadar pahalı olduğu,
kalitesinin de bir o kadar başarısız olduğu aşikardır.
Yöneticiler yıllarca kulüp adına yaptıkları borçları
taraftara yansıtamazlar. van Persie,
Nani transferlerinden dolayı hepimiz heyecanlandık ama bunun maliyeti aynı
şekilde taraftara yansıtılmamalıydı. Bu
uygulamalar yoksul kesimi, yoksul kesimin sporu olan futboldan, futbol stadyumlarından
uzaklaştırır. Kulübün değerleri her futbolcudan, her isimden daha önemlidir.
Bir kulübün sahibi her zaman taraftardır ve taraftar
daima kulüp adına söz sahibi olmalıdır.

