14 Nisan 2015 Salı

Yazıklar Olsun

Rize deplasmanı dönüşü, Trabzon'da takım otobüsümüz kurşunlanıyor. Şoför ağır yaralı olarak kurtuluyor. Şoförün son hamlesi ve güvenlik görevlisinin çabaları olmasa, otobüs viyadükten aşağı uçacak ve yüksek ihtimal tüm takım Hakk'ın rahmetine kavuşacaktı. Şükür olmadı.. Bu olay 10 gündür Fenerbahçe taraftarı ve birkaç kesim dışında kimsenin gündeminde olmadı. Ne TFF, ne Kulüpler Birliği, ne de siyasiler! Sadece olayın sıcaklığıyla gelen bir-iki yorum ve geçmiş olsun dilekleri.. İşin garibi Fenerbahçe yönetimi de susuyor. Kulüpler Birliği Başkanı çapsız çapsız konuşuyor, resmi sitede dahil malum şahısa! ağzının payını veren yok. Tek dertleri Alex olmuş. Bu kadar aciz duruma düşmüşüz! "Olay aydınlanana kadar maçlara çıkmayacağız" kararı alınmıştı yönetim kurulu toplantısında.. Bugün görüyoruz ki; yine blöf yapmışlar! Herkes geçmişe bakarak blöf yapıldığını öğrenmiş olsa gerek.. Bu sefer de yemedi. Bu kadar fazla blöf yapılmaz. Azıcık gururunuz, onurunuz olsa takımı sahaya çıkarmazdınız, tükürdüğünüzü yalamazdınız ve Fenerbahçe tarihine kara bir leke sürdürmezdiniz!

19 Mart 2015 Perşembe

Yolun Sonu Karanlık

Uzun yıllardır devam eden ve sene başından beri  daha da somutlaşan bir takım politikalar camiayı içinden çıkılmayacak bir kaosa sürükledi. Gerek yönetim ve yanlıları, gerekse yönetim karşıtları bu süre zarfında sürekli hatalar yaptılar. Başlangıçta yapılan hata veya hatalar diğer hataları da tetikledi, tetiklemeye devam da ediyor.

Aziz Yıldırım, 16 senelik başkanlık hayatında teknik direktörleriyle, futbolcularıyla, taraftarlarıyla hatta kendi yöneticileri de dahil olmak üzere birçok kişiyle husumet yaşadı. Kendi itibarını gölgede bırakan, otoritesini sarsan herkesi kulüpten uzaklaştırdı. Sürekli kendini haklı görmekten kaçınmadı. Sadece kendi mantalitesine sahip insanların Fenerbahçe'ye menfaat sağladığını, karşı düşünceye sahip olanları kulübe daima zarar verdiğini düşündü. Başkan birleştirici güç olması gerekiyorken, O camia içinde daha fazla gruplaşma olmasına destek verdi. Yapması gereken başkanlıktan çok daha fazlasını yaptı!!

Sene başında sırf bir inat uğruna Okul Açık'ı kapattı. Aslında Okul Açık'ı kapatmadı! Kapalı bir tribün, tribün kapatma cezasını nasıl alsın? Daha açık şekilde; yönetimin istemediği insanlar veya gruplar Okul Açık’tan uzaklaştırıldı. Hatta bazıları Saracoğlu’ndan.. Bir kulübün tek sahibi olan taraftarlar, ne olursa olsun takımına destek olması engellenemez.

Başkanın bu tutumlarından şikayetçi olanlar, yapılanlara karşı somut adım atmıyor. Yaptıkları sadece "istifa" diye bağırmak ve bu sesler bir zamandan sonra kuru gürültüden öteye de gitmiyor. Uzun zamandır sürdürülen bu politikanın başarısız olduğu aşikar  ve hala algılanmamış olacak ki devam ediliyor. En büyük yanlış körü körüne muhalefet yapmak.. Hiçbir zaman yapıcı projelerle destekler verilmiyor ve yapılan ufak bir hata da bile antipatiklik katsayısı artıyor(Muhalefet yapan kesim daima suçlu görülür). Daha da önemlisi muhalefet yapılan tarafın doğruları kabul edilmiyor, hiçe sayılıyor. Sözde herkes Fenerbahçe menfaatine uğraşırken bu anlaşmazlıklar nedir?

Öyle ya da böyle başkandan memnun olmayanlar, başkanın gitmesini isteyenler kongreye dahil olmak zorunda! Üyelik ücretlerinin fazla olduğu doğru ama "istifa" diye bağırılarak harcanan enerji, üyelik ücretlerinin azaltılması için harcansaydı, olumlu sonuç alma ihtimali bir hayli fazlaydı..

Artık tünelin ucundaki ışık gözükmüyor. Camia içindeki bu huzursuzluk, herkesin enerjisini aldı ve görünen o ki; kimse elini taşın altına sokmayacak. Bu durumda iki taraftan biri bertaraf olmadığı sürece, bu camia da huzur bulamayacak ve bu süreç ne kadar uzun olursa dibe vurma da o kadar yakın olacak.

Menfaati Fenerbahçe olanların tek düşüncesi; Kendi menfaati için bulunan herkes dağılacaksa, camia olarak dibe vurmaya da hazırız!